GERÇEK Mİ, YALAN MI? KOCAMAN GEMİDE BİR GARİP DENEY, PHILADELPHIA DENEYİ

GERÇEK Mİ, YALAN MI? KOCAMAN GEMİDE BİR GARİP DENEY, PHILADELPHIA DENEYİ

 

1950 yılında Carlos Miguel Allende (asıl adı Carl Meredith Allen) 1943 yılında Amerika Birleşik Devletleri Donanması tarafından çok ilginç bir deney gerçekleştirildiğini öne sürdü. İddialar tarihsel ve bilimsel doğruluk belgesi içermiyordu ama ilgi çekiciydi.

İddia bilimsel gerçeklikten ziyade bir komplo teorisi ve modern mit olarak kabul edildi. İddianın ortaya çıktığı dönemde basın bu konuda çok etkin değildi, internet imkanları da yoktu, bu durum iddia ile ilgilenenlerin sayısının artmasının önünde en büyük engeldi.

1980’li yıllarda görsel ve izlenebilir basının renk dünyasına girmesiyle televizyon kanalları için iddianın yoğurulabilir  bir kaynak teşkil ettiğini fark etmemek imkansızdı.

 

CARL MEREDITH ALLEN KİM?

 

Carl Meredith Allen, 31 Mayıs 1925’te Pennsylvania’da doğdu, ailesine göre zeki birisiydi, ama aynı zamanda hiçbir işte uzun süre kalamayan ve sürekli yer değiştiren biri olarak da nitelendiriliyordu. İnsanlara şakalar yaparak veya genel olarak işten kaçan “usta şakacı” olarak da tanınıyordu.

Allen ABD donanmasında bir yıl, ticaret gemilerinde 1952 yılına kadar çalıştı. ABD Donanmasının II. Dünya Savaşı sırasında bir gemiyi görünmez hale getirip yanlışlıkla uzaya ışınladığını iddia etti.

Bu paranormal olaya yani “Philadelphia Deneyi’ne” tanık olduğunu söyledi.

 

Philadelphia Tersanesi

İddia 1943’te ABD donanması tarafından Philadelphia Donanma Tersanesinde yapılan görünmezlik deneyini içeriyordu. Allen Philedelphia’da Albert Einstein ile tanıştığını ve birkaç hafta boyunca Einstein tarafından fizik konusunda eğitildiğini de iddialarına ekledi.

Hayatı boyunca Carlos Miguel Allende, Senor Professor ve Albay Carlos Miguel Christofero Allende gibi birçok takma isim kullandı ve bir keresinde roket mühendisi Wernher von Braun’a yazdığı mektupta Dr. Karl Merditt Allenstein adını kullandı. Colorado, Meksika dahil olmak üzere çeşitli yerlerde ortaya çıktı ve sonunda 5 Mart 1994’te öldü.

 

İDDİA VE DEVAMI

 

1955 yılının sonlarında ABD Donanma Araştırmaları Ofisi’ne (Office of Naval Research – ONR) isimsiz bir paket geldi. Paket içinde Morris K. Jessup’ın “UFO’lar İçin Bir Dava: Tanımlanamayan Uçan Nesneler” adlı kitabı vardı. Sayfa kenarları üç farklı mavi mürekkep tonunda yazılmış, üç kişi arasında geçen bir tartışmayı ayrıntılarıyla anlatan el yazısı notlar içeriyordu.

Morris K. Jessup

Tartışanlar uçan dairelerin itme gücünü, uzaylı ırklar hakkındaki fikirlerini ve Jessup’ın kendi teknolojilerini keşfetmeye çok yakın olduğu konusunda endişelerini dile getiriyorlardı.

Jessup bir yıl sonra Donanma Araştırmaları Ofisi’ne davet edildiğinde ve kitabının notlu kopyası gösterildiğinde, notlardaki el yazısının, mektuplarının bir kısmını “Carlos Miguel Allende” olarak imzalayan Carl Allen’dan aldığı bir dizi mektuba benzediğini fark etti. Allen Jessup’a gönderdiği mektuplarda, Ekim 1943’te Philadelphia Donanma Tersanesi’nde Einstein’ın yayınlanmamış teorilerine dayanan tehlikeli bir bilimsel deneyden söz ediyordu.

SS Andrew Furuseth

Allen, SS Andrew Furuseth gemisinde görev yaparken bu deneye tanık olduğunu iddia etti. Anlatımına göre, bir muhrip başarıyla görünmez hale getirilmiş, gemi açıklanamaz bir şekilde birkaç dakika boyunca Norfolk-Virginia’ya ışınlanmış ve ardından Philadelphia Tersanesinde yeniden ortaya çıkmıştı.

Geminin mürettebatının delilik, görünmezlik ve yerinde “donma” gibi çeşitli yan etkiler yaşadığını söylüyordu. Jessup, Allen’in öyküsünü doğrulatmak için daha fazla bilgi istedi. Allen hafızasını geri kazanması gerektiğini söyledi ve Jessup’ı olayın ele alındığını iddia ettiği, ama aslında var olmayan bir Philadelphia gazete makalesine yönlendirdi.

On iki yıl sonra Allen, tüm dipnotları “Jessup’u korkutmak” için yazdığını söyleyecekti.

Jessup Allen’ın karaladığı yorumlarla birlikte kitabını Donanma Araştırmaları Ofisi için sözleşmeli işler yapan Teksas’taki Varo Manufacturing Corporation’a verdi, burada 127 teksir kopya yaratıldı. Bu kopyalar “Varo baskısı” olarak bilinmeye başlandı. 127 adet teksir kopya daha sonra ortaya çıkan birçok “Philadelphia Deneyi” kitabının, belgeselinin ve filminin kalbi oldu. Yıllar boyunca Carl Allen’dan daha fazla bilgi almaya çalışan çeşitli yazarlar ve araştırmacılar aldıkları yanıtların çoğunu anlaşılmaz buldular, birçoğu ise Allen’e hiç ulaşamadılar.

 

İDDİAYA GÖRE PHILADELPHIA DENEYİ NE İDİ?

 

Deney 28 Ekim 1943’te Philadelphia Donanma Tersanesi’nde yapılmış ve USS Eldridge (DE-173) adlı bir muhrip kullanılmıştı.

USS Eldridge (DE-173)

Deneyde güçlü elektromanyetik alanlar kullanılarak gemi radarlardan görünmez hâle getirilmiş (stealth), optik olarak tamamen kaybolmuş ve kısa süreliğine uzay-zaman içinde başka bir yere (Norfolk, Virginia) ışınlanması sağlanmıştı.

İddianın daha uç versiyonlarında ise:

  • Mürettebatın bir kısmının geminin alabandalarına kaynaştığı,
  • Bazılarının akıl sağlığını yitirdiği,
  • Donanmanın olayı gizlemek için tanıkları susturduğu,

iddia ediliyordu.

 

USS ELDRIDGE VE TARİHSEL GERÇEKLER

 

Amerikan Donanma Araştırmaları Ofisinin açıklamalarına ve USS Eldridge’in jurnal kayıtlarına göre:

  • Deneyin yapıldığı iddia edilen tarihlerde geminin Philadelphia’da olmadığı, o tarihlerde başka görevlerde bulunduğu,
  • Gemide görev yapmış denizcilerin tamamına yakınının ışınlanma, kaybolma veya benzeri olağanüstü bir olay yaşanmadığı,

ifade edilmişti.

 

GERÇEK NE OLABİLİR?

 

Philadelphia Deneyi efsanesi muhtemelen II. Dünya Savaşı sırasında uygulanan gerçek askerî teknolojilerin yanlış yorumlanmasından kaynaklanmıştı.

O dönemde Atlantik’te devam eden konvoy harekatları ve Alman denizaltıları tarafından suya atılmış bulunan manyetik mayınlara karşı yeni bir proje geliştirilmiş ve gemilerin manyetik alanlarının sıfırlanması maksadıyla Degaussing (gemi üzerindeki manyetik alanın yokedilmesi) sistemleri geliştirilmişti.

ABD Donanması, gemileri manyetik mayınlardan korunmak için gemi gövdesi etrafına döşenen kablolarla geminin manyetik alanlarını azaltıyordu. Başlangıçta bu işlem güçlü elektrik akımları, kablolar ve jeneratörler içerdiği için dışarıdan bakanlarca “garip” veya “deneysel” olarak değerlendiriliyordu.

Savaş esnasında Avrupa’dan ve Amerika’dan bir çok karşılıklı sivil gemi seferleri de gerçekleştiriliyordu. Bu seferlere katılan bir çok yolcu gemisinin güvertelerinde ve bordalarından seyyar bir şekilde sarkan kablolar da o dönemin fotoğraflarına yansımıştı. Sivil gemiler geçici olarak ilkel bir şekilde degaussing yapıyorlardı. 

Radar gizleme çalışmalarında ise radar teknolojisinin yeni olduğu bir dönemde olunması nedeniyle yansıma azaltma, elektronik karıştırma gibi yöntemler de deneniyordu.

Ancak optik görünmezlik veya ışınlanma ile ilgili bilinen bir çalışma yoktu.

Philadelphia deneyi iddialarında tarihsel belge yoktu ancak popüler kültür tarafından beslenmiş bir mit olarak kayıtlara geçmişti.

 

POPÜLER KÜLTÜRDE PHILADELPHIA DENEYİ

 

İkinci Dünya Savaşı öncesi, savaş devam ederken ve savaş sonrasında birçok sistem ve icat denenmişti. Philadelphia Deneyi, özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde, bilim–kurgu ile askeri gizemin kesişim noktasında önemli bir mit hâline geldi.

The Philadelphia Experiment filminin afişi

The Philadelphia Experiment filminden bir sahne

1984 yılında gösterilen “The Philadelphia Experiment” filmi iddianın en bilinen uyarlaması olarak kabul edildi. Filme göre deney gerçekti; zaman yolculuğu ve teleportasyon temalarını işlenip ilgi çekici bir ortam sağlandı. Filmde bilimsel doğruluğu destekleyecek hiç bir öge yoktu, ancak iddianın yaygınlaşmasında toplum içinde belirleyici bir etken oldu.

The Philadelphia Project 2 Film Afişi

1993 yılında gösterilen “The Philadelphia Experiment II” alternatif bir tarih kurgusu içererek (Nazi Almanyası’nın savaşı kazanması gibi) komplo teorisini daha da derinleştirdi.

1990’lardan sonra televizyon belgeselleri, internet forumları ve video platformları “Devlet bizden gerçeği saklıyor” anlatısını sürekli körükledi. Aynı iddialar kanıt eklenmeden değişik eklemelerle sürekli tekrar edildi. Bu durum geniş kitleler tarafından gerçek olarak değerlendirildi.

Philadelphia Deneyi aslında tekil bir vaka değildi.

Mogul Balonları

1947 Roswell Olayı: Yüksek irtifa “Project Mogul” balonları nedeniyle UFO kazası ve uzaylı cesetleri tartışılmıştı.

Area 51

Area 51 Olayı: Nevada Çölü’nde bulunan Amerikan Hava Kuvvetlerinin Area 51 gizli üssünde uzaylı teknolojilerinin denendiği düşünülüyordu. Üssün ulaşılamaz olması, değişik uçuşların gerçekleştirilmesi alanın dikkat çekmesine neden oluyordu. Aslında yapılan U-2 ve SR-71 gibi çok gizli keşif uçaklarının test edilmesiydi.

Montauk Projesi

Montauk Projesi: Philadelphia Deneyi’nin “devamı” olarak düşünülüp zihin kontrolü, zaman yolculuğu gibi temaları içermekteydi.

 

USS ELDRIDGE’İN SONU NE OLDU?

 

USS Eldridge (DE-173) Cannon sınıfı bir muhripti. Federal Shipbuilding & Drydock Co. tarafından New Jersey’de inşa edilmiş, Temmuz 1943’de denize indirilmiş, Ağustos 1943’te hizmete girmişti. Asıl görevi Atlantik’te konvoy eskortu ve denizaltı savunması yapmaktı. O dönemde inşa edilen muhriplerin birçoğunda olduğu gibi degaussing sistemine sahipti.

HS Leon (D-54)

USS Eldridge II. Dünya Savaşı sonrası askeri küçülme kapsamında 17 Haziran 1946’da ABD Donanması tarafından hizmet dışına çıkarılıp rezerv filoya (Atlantic Reserve Fleet) alındı. Bu aşamada gemide herhangi bir “olağan dışı durum”, hasar ya da gizli statü söz konusu değildir.

ABD’nin Karşılıklı Savunma Yardımı Programı (MDAP) kapsamında 1951 yılında Yunanistan Kraliyet Donanmasına devredildi. Gemi HS Leon (D-54) adını aldı.

HS Leon 1951–1992 yılları arasında yaklaşık 41 yıl boyunca refakat, devriye ve eğitim görevlerinde kullanıldı, 1992 yılında Yunan Donanması envanterinden resmen çıkarıldı, 1999 yılında hurda olarak satıldı ve parçalandı.

USS Eldridge’in Türk donanmasına verilmek istendiği ancak Türkiye tarafından istenmemesi ve karşı çıkışlar nedeniyle Yunan donanmasına verildiği iddiaları da ortaya atıldı. 1950’li yıllarda ABD’den askeri yardım kapsamında gemi alan Türk Donanması’nın genel ihtiyaçları; üzerinde daha çok top bataryası olan, daha süratli ve daha büyük olan gemileri içeriyordu. Cannon sınıfı muhripler bu ihtiyaçları karşılamıyordu.

 

AKADEMİK OLMAYAN YAYINLARIN ZİNCİR ETKİSİ

 

1980’lerden sonra popüler yayıncılık dikkat çekici bir artış sergiledi. Görsel zenginliği ve kâğıt kalitesi artırılmış dergiler, TV belgeseli formatlı ama kaynak göstermeyen programlar, internet siteleri, çok kişiyi içeren interaktif forumlar aynı iddiayı birbirinden alıp eklemelerle tekrar ettiler.

Askeri gelişmeler her zaman bir sır perdesi olarak kabul edildiğinden medya Philedelphia Deneyi iddiasını çeşitli yayın ortamlarında sürekli dile getirerek popülerleştirdi. Halka bir giz perdesinin aralanacağı şeklinde bilgilendirme yapıldı ancak bu programlar hiçbir zaman bilimsel bir gerçekliği açıkça ortaya koyamadı.

 

Philedelphia Deneyi olayı halen bir sır olarak devam etmekte ve ilgi çekmektedir.

 

Bülent YANAŞIK

6 Ocak, 2026, Tuzla İstanbul

 

 

Deniz Eskisi | Bir Çarkçı Gezgin'in Seyahatnamesi
Logo
Shopping cart